Selamun Aleykum hocam. İnsanların iyisi ve kötüsü var cinlerinde iyisi kötüsü var onlar bizim dünyamıza girebiliyor iken biz onların dünyasına neden giremiyoruz ? onlar nasıl girebiliyoruz. Allah(c.c) tarafından onlara yasak konmamısmıdır ? Arkadasım korkuyor bu korkuyu nas felak duaları dısında nasıl geçirebilir? Harun

*******

Ve aleyküm selam kardeşim;

İşin aslı söylediğinizin tam aksine; usûliyle bizden de onların dünyasına girenler var, onlardan da bizim dünyamıza girenler var. Tabii ki uluorta değil. İşaret ettiğimiz gibi belli bir usûl çerçevesinde… Mesela süfli cinler bizim dünyamıza nasıl giriyor? Eûzü’yü, Besmele’yi terk ettiğimizde değil mi? Hayırlı her işimize Besmele’yle başlamamız, onların bizim dünyamıza girmelerini engellemek için konulmuş bir yasaktır, mâniadır. Demek ki usûlünce “yasak / yasaklar” konulmuş…

Eğer istiâze ile Besmele ile önlerine set çekmeyecek olursak, evimize de giriyor, soframıza da oturuyor… her şeyimize ortak oluyorlar. Ama o kilidi vurduğumuz zaman, cinlere-şeytanlara kapımızı kapatmış, bizim dünyamıza giremelerine izin vermemiş oluyoruz.

Bizim onların dünyasına girmemiz ise, Rasûlullah Efendimizle (s.a.v.) başlamıştır. Çünkü O, cinlerin de peygamberidir, onlara da tebliğ-talim ve telkinde bulunmuştur. Fahr-i Kâinat Efendimizin (s.a.v.) varisleri olan hakikat âlimleri arasında Müslüman cinlere de müftilik yapan ulema vardır, hep olagelmiştir. Onların ünvanı “Müfti’s-seqaleyn”dir. Yani ins ve cinnin müftisi demek…

Keza cinlerden bir sürü huddâm’ı hizmetinde kullanan insanlar mevcut. Mesela Süleyman aleyhisselâm ve ona mümasil pek çok zevât… Öyle değil mi?

Ayrıca tefsirlerde belirtildiğine göre, biz bu dünyada onları göremiyoruz, onlar bizi görüyor ama, ahirette de biz onları göreceğiz, onlar bizi göremiyecekler. Rabbimiz (c.c.)öyle takdir ve tensib buyurmuş. Fıtratımızı buna göre dizayn etmiş.

Bu formatta bu mevzuda daha fazla yazıp çizmeğe de, bunlara kafa yormağa da gerek yok. Bu kadarı kâfi. Tavsiyem, seni alakadar eden umûr ile meşgul olmaya bak.

Arkadaşına da söyle; onlardan korkmayı gerektirecek bir şey yok. İnsanoğlu cinlerden daha güçlü, daha kuvveetlidir. Hiçbir şey yapamazlar. Yeter ki işaret ettiğiniz Muavizeteyn'i yani Felak ve Nâs surelerini okumaya ve onlarda anlatılanlara uymaya gayret etsin. Ne buyuruyor Mevlâmız Nâs suresinde (mealen);

“(Rasûlüm) de ki: insanların kalplerine vesvese  sokan, (insan Allah'ı andığında) pusuya çekilen  cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Meliki'ne (mutlak sahip ve hâkimine), insanların İlâhına sığınırım.”

Temizliğine, banyo-tuvalet âdâbına, okunacak dualara riayet etsin. Hiç kuşkusuz Allahu Teala, kendisine sığınan her kulunu korudğu gibi, onu da koruyacaktır. Korumayacak olsa böyle söyler mi hiç? Muhakkak ki O, vâdinden dönmez, sözünden asla caymaz!

***

Cinler hakkında müteferrik mes'eleler 

Cinler insan veya hayvan şekline girebilir mi?

Rûhânî / latîf varlıkların temessül edebileceklerine, yani bir kısım insan veya hayvanların şekline girip insanlara görünebileceklerine dair gerek Kur’an-ı Kerim’de gerekse hadis-i şeriflerde işaretler vardır. Mesela; Cebrail aleyhisselamın Hz. Meryem’e düzgün bir insan şeklinde görünmesi buna işaret etmektedir.

Ayrıca Cebrail aleyhisselam, hem aslî hey’etiyle [Necm suresi, 6-14], hem de sahabeden Dıhyetü’l-Kelbî (r.a.) suretinde Peygamber Efendimize (s.a.v.) görünmüştür. [Buhari, Sahih, Fedâilü’l-Kur’an, 1] Bunu da yalnız Efendimiz (s.a.v) değil, yanında bulunan ashabı (r.anhum) da görmüştür. Bu hadis-i şerif tevatür derecesinde sağlam olarak ve “Cibrîl hadisi” ünvanıyla rivayet edilmiş ve böyle meşhur olmuştur.

İslâmî kaynaklarda Azrail ve Cebrail’in (aleyhimesselâm) ve Allahu Teâla’nın takdir ettiği diğer bazı meleklerle cinlerin de farklı şekillerde temessül ederek insanlara görünebileceklerine dair görüşler vardır.

Tanınmış Hanbelî fakîhi, kelâm âlimi, muhaddis ve müfessir Ebu Ya’la el-Ferra’ (rh.) şöyle demiştir:

'Allahu Teâla’nın izni, irade ve kudretiyle yapması müstesna, cin, şeytan ve melekler aslî şekillerini değiştiremezler, onların kendiliklerinden başka kılık ve şekillere girmeleri mümkün değildir'. [el-Ferra’, el-Mu’temed fî Usûli’d-Din, s. 174-175]

Cinlerle insan evlenir mi?

Her iki tarafın rızasına, icab ve kabul esasına dayalı ve nikâh kıyılması suretiyle cin ile insanlar arasında evlilik cereyan etmez. Bu itibarla rivayetler, "rızaya ve nikâh akdine" dayanan evlilik olmayıp, tasallut ve tecavüz mahiyetinde bulunmaktadır.

Tecavüzün ve cinsî yakınlığın vâki olduğunun kabulü, aralarındaki evliliğin meşrû olduğunu kabule delil olamaz. Sonra bir kadın, fuhuştan peydahladığı veled-i zinayı, "Cinle evliyim de ondan oldu." diye iddia edip suçtan sıyrılmaya kalkışır. İslâm hukuku, böyle bir iddiayı makbul tutup sahibini mâzur saymamıştır. [Mehmed Emre, Cinlerle İnsanlar Arasında Evlilik; Ayrıca bkz. Hulâsatü’l-Beyân, M. Vehbi, 15, 6176]

Hasılı, itikadî olarak ne Kur'an-ı Kerim'de, ne hadîs-i şeriflerde bize böyle bir evlilik rivayet edilmemektedir.

Bir insanın bir hayvan ile cins ayrılığı olduğu için evlenmesi caiz olmadığı gibi, cinnî ile de evlenmesi caiz değildir. [el-Feteva'l-Hadisiyye, 167; Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II/111]

Evvela insan, hücrelerin ve moleküllerin yoğunlaşmasından, cin ise, ışın şeklinde bir enerji akımından ibarettir. Farklı âlemlerde, farklı boyutlarda, farklı yaratılışta olan insan ve cin, fizyolojik ve biyolojik mânâda biraraya gelip birleşmeleri, izdivaç etmeleri imkânsızdır. Cin, insanlara ancak his, heves, duygu verebilir, insanın şehevî duygularını tahrik edebilir, insan beynindeki şehvet merkezlerini, manyetik akım ile harekete geçirebilir.

Cinlerle insanların evlilikleri meselesi, genelde İsrailiyat ve bâtıl ve muharref dinlerden, eski inanışlardan, hurafelerden, rivayet edilir. Hikâyeler, nesilden nesile, kulaktan kulağa aktarılırken, olay farklı boyutlarda değişmekte ve hurafe hâline gelmektedir.

Beyin ile alâkalı bir hastalık olan şizofreninin birçok çeşidi vardır. Halüsinasyon olayları şizofrenilerde çok görülür. Halüsinasyon şeklinde beyni hasta olan kişiye görünen cin, pekalâ hastanın kendisiyle evli olduğu kanaatini verebilir. O hastaya açık-saçık bir insan suretinde görünüp, onun şehvetini arttırabilir ve ona izdivaç hayali gösterebilir. Aynen rüyalarda olduğu gibi kişi cünûp olabilir, boşalabilir. Cin burada manyetik olarak o kişinin beynini uyarmakta, beynindeki şehvet merkezine akım göndermektedir. Beyni hasta kişi bu hayalî olayı, hakikî zanneder ve her tarafa "ben cinle evliyim" diye ilân yapar. Hayal ile hakikat birbirine karışmış olur.

İnsana musallat olup, böylesine hayaller gösteren cin, kendi âlemindeki çocuklarını o insandan oldu diye telkin ederse, bu kişi de cinlerden çocukları olduğunu savunur. Halbuki maddî âlemde böyle bir şey yoktur, bu sadece bir görüntüden ibarettir. Cinle temas kurduğunu söyleyen kişi, bunun bir görüntü olduğunu idrak edemez. Normal insanların rüyada boşalmaları gibi, insanda inzal vâki olur. Böyle bir olayı başkalarına söyledi mi kişi, ya "deli, aklını oynatmış" diye psikiyatri kliniğine gönderilir ya da karşısında bu olayı gerçek zannedenler tarafından inanılır.

Malum, cinler de insan gibi akıl ve şuur sahibi yaratıklardır. Ancak nasıl olduğunu bilemeyiz, varlığında şüphe yoktur. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm, te’vili mümkün olmayan bir ifade ile onların varlığından, küfür ve imanlarından söz ediyor. Bu bir hakikattir, varlıklarını inkâr etmek küfürdür. [Detaylar için bkz. https://www.islam-tr.net/konu/cinlerle-evlenme-ve-cinsel-iliski-mumkun-mu.28600/https://sorularlaislamiyet.com/cinlerle-evlenmek-mumkun-mudur-mumkunse-caiz-midir-evlenmeden-opmek-haram-midir]

Go to top