1-selamun aleyküm hocam.şeriat ile ilgili bir sorum daha olucakdı.çünkü şeriatı kabullenmek de zorlanan arkadaşlara bunu anlatmak istiyorum ama çok bir bilgim olmadığı için sizden yardım almak istiyorum.kadir mısıroğluna şeriat şu an gelse kadınların başları zorla örtülecek mi diye sormuşlardı.o da şu an hemen uygulanmaz çünkü insanlar şeriatı tam olarak bilmediği için çok problemler çıkacağını söyledi.bu bir anda yapılan zorlamayı iranın  yaptığını ve çok yanlış sonuçlar doğurduğunu,başörtüsü zorlamasının insanların çocukluktan şeriate göre yetiştirildikten sonra uygulanacağını söyledi.bu şekilde belli bir süre uygulamamak diğer bazı hükümler için olabilir mi.mesela namaz kılmayana verilen hapis cezası yada ölüm cezası gibi.hocam bir de böyle birşey varsa bu ictihadi konular için mi geçerli olabilir.yoksa Kuran ve Sünnet ile sabit olan şeyler içinde geçerli olabilir mi.bu konuda yardımcı olabilirseniz bende arkadaşlarıma anlatacağım.

2-hocam bir de namaz kılmayana verilen ölüm ya da hapis gibi cezaların kuran ya da sünnette delilleri varmı.varsa nelerdir.Allahu teala razı olsun. hakan demir

*******

Ve aleyküm selam.

Hakan kardeşim,  19.11.2014 Çarşamba günü özelinize gönderdiğim mesajıma hâlâ bir karşılık alabilmiş değilim? Bekliyorum… Dolayısiyle, bu sorularınıza benim cevabım da farklı olacak. Şöyle:

1- Malumunuz, “doğmadık çocuğa don biçilmez”, “dereyi görmeden paça sıvanmaz.” Ahkâm-ı şer’iyye mer’iyete girdi de iş icraata mı kaldı? İcraat olarak da başörtüsünden başka bir uygulanacak hüküm mü kalmadı? İslâm bundan mı ibaret? Keza başını örtenlerin diğer tesettür uygulamaları pek mi doğru? Şayet bi-şekilde  bir yerlerde İslâm hukuku tatbikat safhasına girerse, onların hepsi hallolur, merak etmeyin! İslâm Tarihi İslâm hukukunun her zemin ve zamandaki tatbikat membaıdır. Onu dikkatle okuyun ve hadiseleri gereğince değerlendirmeye çalışın. Ayrıca unutmamak lazım; İslâm’ı yaşamaya hiçbir şey engel ve mazeret değildir, olamaz da… Yeter ki samimiyetle imkânınız ve vüs’atiniz nisbetinde yaşamaya çalışın. Mesela el’an ne durumdasınız? Aynaya bakıp otokritiğinizi yapın? Varsa eksiklerinız, onları giderme-tamamlama yollarını araştırın.

2- Bu formatın zemini, asıl itibariyle söz konusu tartışmalar için müsait değil. Kaldı ki bu hususları mesele edenler genelde laikçilerdir, ulusalcılardır, hep İslâm’a mesafeli duranlardır. Dolayısiyle sormak isterim; bir takım kesâlet, sefahet, gaflet ve fücûrat ehlini düşünmek, güya onları koruyup kollamak, tembellik ve endişelerine çare arayıp bulmak işi size mi kaldı! Çok merak ediyorsanız oturur araştırırsunuz. Kaynaktan bol ne var İslâmi ilimler sahasında? Bu meselelerin hepsi de İslâm hukukuna ait girift mevzulardır… Öyle kısa soru-cevap tarzında birkaç kelimeyle sağlıklı bir şekilde hallediliverecek türden değil. Eğer öyle değerlendirilecek olursa, pek çok yanlış anlamalara / anlaşılmalara, dolayısiyle problemlere yol açılabilir. Fayda temin edelim derken, zarar tevlid edilebilir.

3- Namaz kılmayanla alakalı cezalar mevzuunu da inceleyip araştırınız. Bu hususta Ehl-i Sünnet mezhepleri arasındaki farkları görünüz, tahlil ve terkibini yapınız. Çok lazımsa eğer, çıkış ve kaçamak yollarını (!) da tesbit ediniz. Sonra da arkadaşlarınıza anlatırsınız. Ayrıca sitemizdeki şu linke de bakabilirsiniz: http://www.halisece.com/namaz/3259-namazi-terk-etmenin-cezasi.html

4- Son olarak Abdullah ibn Ömer (r.anhuma) hazretlerinin, bir soru üzerine verdiği karşılığı da unutmamanızı tavsiye ederim! Ne diyordu cevabında o büyük zât:

"Henüz olmayan şey hakkında soru sorma! Çünkü (babam) Ömer'in, olmayan bir şey hakkında soru soran kimseye lânet ettiğini duydum."

Bu ikazı hatırdan çıkartmamamız ve Hz. Ömer’in lânetinden de olabildiğince sakınmamız gerekir, öyle değil mi?

Go to top