Selamün Aleyküm Hocam; bir vakfa ya da derneğe bağış olarak verilen kurbanın etini satmak caiz midir? Bir de aynı vakfa veya derneğe verilmiş olan kurban etini sucuk yapıp satmak caiz olur mu? Gene bunun gibi bir kurban veya kesilmiş olan kurbanın eti bir hayır kurumuna bağışlanıyor, hayır kurumu da bu eti kasaba satıyor, bu uygulama caiz midir? İsim mahfuz

*******  

Ve aleyküm Selam kardeşim;

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in beyanına göre (Bkz. Hacc sûresi, 34-36), kurban ibadetinde aslolan; koyun, keçi, sığır ve deve cinsi hayvanlar üzerine Allah’ın ismini anmak ve onların kanını akıtmaktır. O bakımdan hayır kurumlarına, yurtlara, Kur’an Kurslarına verilen, bağışlanan hayvanlar da kesildiği anda ibadet îfa edilmiş, yerine getirilmiş olur. Bundan sonra etlerin mülkiyeti bağışçı tarafından bu müesseselere devredilmektedir. Kurum yöneticileri, hizmetlerle ilgili diğer ihtiyaçlarını giderebilmek için, bu etleri takas edebilir, satabilir veya sucuk yapabilir. Bunda herhangi bir mahzur olmaz.

Allah'a yakınlaşmak için kesilen kurbanın etini, derisini, yağını, kellesini, yününü kurban kesen yükümlünün satması ise caiz değildir. Eğer bunlar satılırsa parası tasadduk edilmelidir. Hatta kurbanlık hayvan kesilmeden önce sütü sağılsa, yünü kesilse bunların tasadduk edilmesi gerekir. Çünkü kurbanlık hayvan her şeyiyle Allah'a kurbet için hazırlanmış, vakfedilmiştir.

Kurbanın derisi evde bırakılıp seccade yapılabilirse de en güzeli hayır kurumlarına vermektir. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), veda haccında Hz. Ali'ye (r.a.), kurban olarak kesilen develerinin başında durmasını ve bunların derileri ile sırtlarındaki çullarını sadaka olarak vermesini, kasap ücreti olarak bunlardan bir şey vermemesini emretmiştir. [Ebû Dâvûd; Sünen, Menâsik, 20] Buna göre kurban derilerinin para karşılığında satılması, kurbanın kesimi veya bakımı için ücret olarak verilmesi caiz olmaz. Derinin satılması halinde bedelinin yoksullara verilmesi gerekir. Ancak şart koşmamak kaydıyla kurbanın eti veya derisi kesene bağışlanabilir.

Ancak kurban kesmekle yükümlü olan şahsın bağışladığı kimse ya da müessese eti ister yer-yedirir, ister satar, başka ihtiyaçlarına sarf eder… Çünkü kurban bağışlanmıştır. Ancak “vakıf” işiyle meşgul olanların bu hususlarda daha dikkatli olmaları gerekir. Zira vakıflara yapılan bağışlarda bir şart söz konusu ise, mesela o etleri oradaki öğrenciler yiyecek ya da sadece şu mıntıkada dağıtılacak şeklinde bir şart varsa, kesinlikle o şarta uymak gerekir. Bu sahada hizmet verenler, eskilerin tabiriyle ‘kılı kırk yarmaya’ mecburdurlar. “Vâkıfın şartı, Şâri’in nassı gibidir.” Yani bir şeyi vakfeden kişinin koyduğu şart / şartlar, Allah ve Rasûlünün koyduğu şartlar gibidir, mutlaka uyulması gerekir. 

 

 

Go to top