1) Selamun aleyküm kilisede namaz kılınır mı isimli yazınızda "ruhaniyetten mahrum olmak" diye bir kavram geçiyor, bu ne demektir?

2) Salavat getirmeden önce besmele çekmenin hükmü nedir?uğur

 

 

*******

Ve aleyküm selam.

1- ‘Rûhaniyetten mahrum olmak’, ne demektir?

Aslında söz konusu cevabî yazımızda meseleyi gereğince ve yeterince açıklamış idik. Ama madem ki soruyorsunuz, o halde bu lafzın-mefhumun lisâniyat-lengüistik bakımdan manasını tahlil etmeye çalışalım. Lugavî, ıstılâhî, örfî manaları üzerinde bir nebze duralım.

Rûhânî (Arapça sıfat): Kelimenin aslı itibariyle sonudaki ‘yâ’, yâ-i nisbiyedir. Manası, ruh ile ilgili, ruhtan ibaret olma hâli demektir. Ruh bir bakıma hayatın sırrıdır. Kur’an-ı Kerim’de Cibrîl-i emîn (a.s.) için de ruh tabir edilmiştir.   

Rûhâniyet de gene aynı kökten gelen Arapça isimdir. Örf ve ıstıllahta, peygamberlerin, vefat etmiş evilyaullahın sürüp gitmekte bulunan manevi gücü manasındadır. Meselâ; peygamberlerin, onların varisleri bulunan evliyanın ruhaniyetine sığınmak gibi... Nitekim hadis-i şerifte, "İşlerinizde sıkıştığınız zaman kabir ehlinden yardım isteyiniz." [Bkz. el-Aclûnî (v. 1162 / 1749), Keşfü’l-Hafâ] buyrulmuştur. Detaylı bilgi için bkz. http://halisece.com/akaid/211-tevessul-nedir-neyle-ve-kimle-yapilir.html

Ayrıca, gözle görülüp elle tutulamayan, cismi olmayan varlıklar; mânevi âleme, ruhlar âlemine ait, ruhtan meydana gelmiş, ruha mensup bütün yaratıklar, cinler ve melekler gibi latif varlıkların hepsi için de bu tabir kullanılır. Onlara da ‘rûhânîler-rûhâniyet’ denilir.  

Rûhâniyet, madde âleminden başka bir âlemde yani ruhlar âleminde yaşayan varlıklardır. Biraz önce işaret ettiğimiz üzere, mesela cinler ve melekler bu sınıfa dahildirler. Nûrdan-zıyadan-karanlıktan, havadan-kokudan-sesten, tabiri caizse latîf akışkanlardan ve benzeri unsurlardan yaratılan hayat ve ruh sahibi bu canlılar, gökleri, Kürsî’yi, Arş’ı, onların mâverâsındaki âlem-i emr’i doldurmuşlardır. Sayılarını ancak Allah Teala bilir.

Binaenaleyh ‘Rûhaniyetten mahrum olmak’ demek, Cenab-ı Hakk’ın bu manevi varlıklarına ait imdâddan / yardımdan yoksun kalmak demektir. Dolayısiyle yapılan ibadetten manevi hazz ve feyz alamamak, mükâfat yönünden zararda olmaktır. Yoksa orada kılmış olduğu namazla, kişi şer’î açıdan o ibadete ait borçtan kurtulmuş olur. Kısaca İslâm’da buna fetva ve takva farkı deniliyor malumunuz. Binaenaleyh meseleyi şöyle bir ikaz cümlesiyle noktalayibiliriz:

Şuurlu bir mü’minin teheccüde kalkmayıp gecesini tamamen uykuda harcayarak ilâhî feyz ve rûhâniyetten mahrum kalması, ilahi rahmet ve mağfiretin, feyz ve nurun sağanak yağmurlar gibi yağdığı geceleri bir heykel donukluğu içinde uykuya kurban etmesi, büyük bir hüsrandır, zarardır-ziyandır.

2- ‘Salavat getirmeden önce besmele çekmenin hükmü nedir?’

Salavat’tan evvel Besmele çekilmesi gerekmez, ama çekilmişse de bir şey icap etmez. Dualarda ve dua makamında / mevkiinde / yerinde okunan ayetlerde de Besmele çekilmesi icap etmediği gibi... 

Go to top