Selamun aleykum. Hocam, münkir ve nekir meleklerinin kabirde insanları sorgulamaları hakkında bilgi verebilir misiniz? Ahmet arif Yeşilyurt – İzmir

 

*******

Müsaadenizle önce sorunuzdaki bir yanlışı düzeltelim. Sorgu meleklerinden birisinin adı yanlış yazılmış. Bazen halk arasında da öyle telaffuz edildiğine şahit oluyoruz. “Münkir” değil “münker” olması gerekiyor. Yani ism-i fâil sîgasiyle değil, if’âl babından ism-i mef’ûl vezninde olacak. Bu tabir, onların inkâr edilmiş olmalarından değil, tanınmış ve bilinmiş olmamalarından dolayı verilmiş bir isimdir.

Ehl-i Sünnet inancına göre, kabirde Münker ve Nekir’in sual sorması haktır. Bu iki melek kabre girerek ölüye,

- ‘Rabbin kimdir? Dinin hangi dindir? Peygamberin kimdir?’ diye sorduğunda, mü’min şu cevabı verir:

- ‘Rabbim Allah, dinim İslâm, peygamberim Muhammed’dir (s.a.v.).’

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Ölü mezara gömülünce, gözleri mavi olan iki siyah melek gelir. Bunların birine Münker, diğerine Nekir adı verilir. Ona derler ki:

- ‘Şu zat (Muhammed s.a.v.) hakkında ne dersin?’ O da şöyle cevap verir:

- ‘O Allâh’ın kulu ve resûlüdür. Ben şehâdette bulunurum ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed de onun kulu ve Rasûlüdür.’ Bunun üzerine melekler:

- ‘Biz senin böyle söyleyeceğini zaten bilmekte idik’ derler. Sonra onun mezarını yetmiş arşın genişletirler; sonra bu ölünün mezarı ışıklandırılır, aydınlatılır. Daha sonra ise melekler ölüye:

- ‘Yat ve uyu’ derler. O da:

- ‘Âileme gidin de durumu haber verin’ der. Melekler:

- ‘Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi mahşer gününe kadar sen uyumana devam et’ derler.

Ölü münâfık olursa, meleklerin sualine:

- ‘Halkın Muhammed hakkında bir şeyler söylediklerini işitmiş, ben de onlar gibi konuşmuştum, başka bir şey bilmiyorum’ diye cevap verir. Melekler de:

- ‘Böyle diyeceğini zaten biliyorduk’ derler.

Daha sonra arza, ‘Alabildiğine sıkıştır’ diye hitap edilir. Toprak da başlar adamı cendere gibi sıkıştırmaya... O kadar ki, kemikleri hurdahaş olur. Mahşer gününe kadar mezarda böyle işkence görür.” [Tirmizî, Sünen, Cenâiz, 70]

Tarikat-ı Aliyye-i Nakşibendi silsilesinin 33’üncü ve son halkasını teşkil eden Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) hazretleri buyuruyorlar ki:

Kabirde mü’minler sevdikleri suretinde “Beşîr-mübeşşir (müjdeleyici)” gelir. [Cennet ve nimetleriyle müjdelerler.] Biz bile misafirlerimize ikram ederiz de, Hz. Mevlâ misafirine ikram etmez mi? O bizim gibi konuklamaz, O’nun ikramı başkadır[Ali Erol, Hatıratım, s. 88]

Cenab-ı Mevlâ-yi zû’l-Celâl ve’l-Kemâl hazretleri şöyle buyurmuşlardır:

Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır. Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.” [Yunus suresi, 64]

Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vadolunan cennetle sevinin! derler. Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız.Orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve istediğiniz her şey orada sizin için hazırdır. Gafur ve rahim (bağışlaması ve rahmeti-merhameti çok) olan Allah'ın ikramı olarak.” [Fussılet suresi, 30-32]

Rabbim cümlemize, Beşir-Mübeşşir’le karşılanmak ve onların vereceği saadet ve selamet dolu müjdelere mazhar olabilmek nasip ve müyesser eylesin. Amin…

 

Go to top