Selamün aleyküm.
Değerli kardeşim;
Sorunuza başlık olarak “Mukabele” demişsiniz, fakat mukabele'nin nesini sorduğunuza dair bir açıklama yok. Herhalde unutulmuş. Biz size sitedeki “mukabele” ile ilgili yazıların linklerini verelim, oralardan bakarsınız. Şayet ihtiyacınız istikametinde tatmin edici bir cevap bulamazsanız, sorunuzu detaylıca yazarsınız, yardımcı olmaya çalışırız.
http://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/2734-isim-yok.html
http://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/2766-tv-den-mukabele-takibi-ve-bir-vesvese.html
Hocam selamünaleyküm. Bir işi yaparsam cennet bana haram olsun dediysek ve bu işi yaptıysak nasıl kefaret öderiz? Cahilligin böylesi hocam. Çok pismanim ne yapmam lazım gelir?
Soru: Celal tarafından yazıldı. Kategori: Soru - Cevap
*******
Ve aleyküm selam kardeşim;
Öncelikle bu cahilliğin, şuursuzluğun, hamakatin, aptallığın, kısacası dangalaklığın zirvesi denilebilecek gafletinden dolayı Cenab-ı Mevlâ’ya çokça tevbe ve istiğfarda bulunman lazım.
Bunu hatırlattıktan sonra gelelim meselenin açıklamasına…
‘Şu işi yaparsam’ dedikten sonra, bunu küfre bağlamak ya da söylediğiniz gibi, ‘Cennet haram olsun’ demek, İslâm ahlâk ve âdabına uygun bir söz değildir. Çok çirkindir, yakışıksızdır, tehlikelidir! Bunlardan tevbe ve istigfâr edilmesi lâzım gelir. Fakat bu sözü söyleyen kişi, yemin maksadı ile sadece sözünü kuvvetlendirmek için söylemişse, bu bir yemin olur. Bu sebeple hemen tevbe-istiğfar etmek, ardından da hemen yemin keffaretini vermek gerekir. Yemin keffareti hakkında detaylı bilgi için bk. http://www.halisece.com/islami-makaleler/344-keffaret-nedir-kac-kisma-ayrilir.html
Bu aynen bir kimsenin, “Şöyle yaparsam kâfir olayım” ya da “Yahudi, Hıristiyan olayım”, veya “Allah’ın kulu, Peygamberim ümmeti olmayayım”, yahut da “Kıblesi başka tarafa olanlardan olayım” veya “Allah ruhumu imansız alsın” yahut “Allah’a iki demişlerden olayım, Peygamberin ümmetinden olmayayım” ya da “Peygambere dil uzatanlardan olayım”, demiş olması gibidir. Bu durumda onun inancına ve maksadına bakılır:
- Eğer bu sözü yemin maksadı ile sadece sözünü kuvvetlendirmek için söylemişse, bu bir yemin olur. Yemininde hânis olunca (yeminini bozunca), üzerine keffaret gerekir. Tabii keffaretin ardından da bu dehşetli hata ve kusurundan dolayı tevbe ve istiğfarı da ihmâl etmemek lazım...
- Eğer söylediği o sözle kâfir olacağına inanarak söylemişse, bu yemin olmaz, keffaret gerekmez. Ancak çokça tevbe-istiğfar etmesi, hatta tevbe ve istiğfarın en büyüğü olan tesbih namazı kılması, hem imanını, hem de evli ise nikâhını yenilemesi gerekir. Yeminini bozsun ya da bozmasın fark etmez. Kaldı ki zaten bozacak, zira aklı başında hangi mü’min Cennet’in kendisine haram olmasını ister, ondan mahrum olmayı düşünebilir. Dine ve imana sövmek de bu hükümdedir. İmanın ve nikâhın yenilenmesi icap eder.
…Ve yine bir kimse, “Şöyle yaparsam Cenab-ı Hakk'ın azâbına uğrayayım veya lânetine uğrayayım” ya da “Hırsız ve zinâkâr olayım” dese, bununla yemin etmiş sayılmaz. Fakat, bu gibi sözler İslâmî ahlâk ve terbiyeye uymaz. Müslümanların böylesi sözlerden şiddetle sakınmaları lâzımdır. Şâyet hatâ ile söylerse de, mutlaka tevbe ve istiğfar etmelidir.
Selamün aleyküm, Allah razı olsun Halis hocam bilgilerinizden dolayı size dua ediyorum.benimde bir sorum olacak size bu ramazanda marketlerde büyük iş yerlerinde beli bir miktar parayla alışveriş yaptiği zaman Çekiliş oluyor bu dinen bir sakıncası varmi benim düşüncem şu işin içinde nefis arzusu kıskanma sadece kendi menfati var?Hayırlı ramazanlar diliyorum
Soru: Abdullah Güler tarafından yazıldı. Kategori: Soru – Cevap
*******
Ve aleyküm selam kardeşim;
Samimi dualarınız için sınırsız ‘amin’ler…
Rabbim celle şânuhu cümlemiden râzı olsun. Rızâsına muvakattan kıl ucu kadar dahi ayırmasın.
Sorunuza gelince…
Kişilerden birinin kazanıp diğerinin kaybettiği bütün şans oyunları, malumunuz olduğu üzere kumar tasnifine girer ve haramdır. Bunda kimsenin şüphe ve tereddüdü yoktur.
Fakat sadece kazananın kârlı çıktığı, kaybedenin herhangi bir zararının olmadığı uygulamalar ise, kumar sınıfına / grubuna dâhil değildir, dolayısiyle caizdir.
Buna göre; marketlerde, alışveriş merkezlerinde, mağazalarda, gazete ve dergilerde işyeri sahiplerinin alış-veriş yapan müşterilerine verdikleri çekiliş kuponuna hediye çıkması halinde, müşterilerin çıkan hediyeleri almalarında bir mahzur yoktur, sakıncası olmaz. Çünkü müşterilerden birinin kazanması durumunda diğerleri bir şey kaybetmemektedir. [Bkz. el-Kâsânî, Bedâiü’s-Sanâi’ fî Tertîbi’ş-Şerâi’, Beyrût, 1997, 6, 206]
Ancak, çekilişe katılmak için ayrıca bir ücret ödenmesi halinde, yatırılan para üzerinden şans yolu ile kazanç elde etme durumu söz konusu olacağından, yapılan çekiliş işlemi kumar hükmünde olur ve haramdır.
Biz de bilmukabele sizlere hayırlı-bereketli ramazanlar diliyoruz. Rabbim dâreynde saadet ve selametten mahrum bırakmasın.
selamün aleyke hocam ibadet değil de ders amaçlı kuranı Kerim okunabilir mi yada dudakla okumayıp içten ezber tekrar edilebilir mi? Sınav vakitlerin de Hanbeli mezhebine uyun okuyun diyorlar diyanet de buna fetva vermişler ne yapmak gerekir hocam okumak mı okumamak mı
Soru: Duhan tarafından yazıldı. Kategori: Soru - Cevap
*******
Ve aleyküm selam kardeşim;
Sorunuzun cevabı için lütfen aşağıdaki linklere bkz.
http://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/897-kizlarin-hafizligi.html
Selamün aleyküm Hocam bakıma muhtaç hastalara gayri müslüm bakıcı tutmanın ve gayri müslim hizmetçinin hükmü nedir
Soru: Fatih tarafından yazıldı. Kategori: Soru - Cevap
*******
Ve aleyküm selam kardeşim;
Bu huususta öncelikle mahremiyet ve tesettür durumunu unutmamak, bu noktaya dikkat edip zaruret sınırlarını aşmamak gerekir. Avret mevzuu ile alakalı detaylı bilgi için bkz. http://www.halisece.com/islami-makaleler/1646-kadin-ve-erkekte-bakilmasi-dokunulmasi-caiz-olan-olmayan-yerler.html
Eğer hasta hanım ise, hasta bakıcı veya hizmetçi gayrimüslim kadın bile olsa dinî bakımdan sıkıntılı olur. Her ne kadar doktor ve hasta bakıcıların istisnai halleri olsa da… Çünkü Müslüman bir hanımın mahremiyet ve tesettür durumu, gayrimüslim bir kadına karşı aynen yabancı bir erkeğe karşı olan vaziyeti gibidir. Ona göre dikkat ve hassasiyet icap eder. Bu sebeple Müslüman biri varken gayrimüslim bir hasta bakıcı ya da hizmetçi tutmak isabetli bir karar olmaz, İslâmî âdâba uymaz, şer’an hoş görülmez.
Ayrıca, eğer hasta bakıcı gayrimüslim ise, ölümü halinde son nefeslerini vermek üzere olan o hastaya, kelime-i tevhid, kelime-i şehadet telkinini kim yapacak? Oysa son nefesini vermek üzere olanlara yapılabilecek en büyük iyilik, kelime-i tevhidi söylemelerini telkin etmektir. Nitekim hadis-i şerifte buyrulmuştur ki:
“Ölmek üzere olanlarınıza ‘Lâ ilâhe illallah’ demeyi telkin ediniz!” [Müslim, Sahih, Cenâiz, 1, 2. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Sünen, Cenâiz, 16; Tirmizî, Sünen, Cenâiz, 7; Nesâî, Sünen, Cenâiz 4; İbni Mâce, Sünen, Cenâiz, 3]