Hocam hayırlı sabahlar. Konuyu okudum. Teşekkür ederim; lakin Şafi mezhebine göre mümeyyizin imamlığı kabul ediliyor. İmanı veya irtidadı\inkarı kabul görmeyen bir kimsenin imamlığının sahih olması nasıl olabiliyor? Faruk Mehmet Yılmaz – Facebook

*******

Selamün aleyküm kardeşim; size de hayırlı sabahlar…

Malumunuz, ‘lâkin, ama, fakat…’larla devam edecek olursak, her meselenin olduğu gibi, bunun da sonu gelmez. Keşki İmam Şâfiî (rh.) hazretleri hayatta olsaydı da, bunun nasıl olduğunu kendilerine sorabilseydik, bu nasıl oluyor, diye…

O bir müçtehid-i mutlak, öyle içtihad etmiş, öyle hükmetmiş. Neye göre, aşağıda nakledeceğimiz hâdiseye istinaden… Yani Asr-ı Saadet’te Amr b. Selîme'nin (r.a.) henüz yedi yaşlarında iken kavmine imamlık yapmasına binaen… O hükmü bu hadisten istinbat etmiş.

Müçtehitlere, ‘bu nasıl oluyor, niçin böyle hükmediyorsun?’ diye bir müdahale söz konusu değildir malumunuz. Bildiklerimiz de, onların, kitaplarında yazdıklarından ibarettir, bildirdikleri kadardır. O halde bunlarla kafa yorup vakit harcamanın sanırm çok bir anlamı ve faydası olmasa gerek. Çünkü zaruri bir mesele değil. Kaldı ki biz Şâfiî müftisi de değiliz. Günlük problemlerimizi çözmeye gayret eden sıradan birer Hanefî Müslümanlarız. Aslında ilk soruya da bu açıdan bakıp değerlendirebilirdik. Ama samimiyetinize ve gayretinize istinaden ilgilenmeyi uygun bulduk. Yoksa bunlar, bu formatın değil, farklı alanların meşgaleleri sayılır. Daha çok da usûl-i fıkıh sahasını ilgilendiren meseleler… Öyle değil mi?

Her neyse, gene meseleyi umumi pencereden ele alıp bilinen bazı hususları paylaşmaya çalışalım.

Fıkıhtaki-hukuktaki pek çok mesele gibi, imamlığın sıhhatı / dinen geçerliliği için, imamın bülûğa ermiş olması şartı da âlimler arasında farklı görüşlerin serdedilmesine / ortaya konulmasına vesile olmuştur.

Hanefî mezhebine ve İbn Hazm'a (rahımehumullah) göre, cemaatle kılınan bütün namazlarda imamın bâliğ olması şart iken, Mâlikî ve Hanbelî âlimleriyle Hanefîlerden (rahımehumullah) bazıları, bunu sadece farz namazlarda şart koşar. Binaenaleyh mümeyyiz çocuğun küsûf (Güneş tutulması) ve terâvih gibi namazlarda ya da kendisi gibi kimselere imamlığını sahih görürler.

Mümeyyiz; bilindiği gibi ergenlik çağına yaklaşan, iyiyi-kötüyü birbirinden ayırt edebilen çocuktur.

Şâfiîlere, bazı tabiîn âlimlerine ve kimi Mâlikî âlimlerine göre ise, hem farz hem nâfile namazlarda imamın bülûğa ermesi daha iyi olmakla birlikte, mümeyyiz olması da kâfidir.

Ancak Şâfî mezhebinde, cuma namazı için imamın bâliğ olması şartını arayanlar bulunduğu gibi, mümeyyiz çocuğun yetişkinlere imametini mekruh görenler de vardır.

İmamın büluğa ermiş olma şartını arayan âlimler;  “İmam cemaatin namazına kefildir.” [Ebû Dâvûd, Sünen, Salât, 32; Tirmizî, Sünen, Mevâkit, 39] hadis-i şerifinin dolaylı anlatımına, bülûğa ermeyen çocuğun imam yapılmamasına ilişkin sahâbe (r.anhum) görüşlerine, ayrıca çocuğun namazının nâfile olduğu, cemaatin farz namazının nâfileye bina edilmesinin caiz olmayacağı görüşüne dayanmaktadırlar.

Şâfiî âlimleri ise, yukarıda da belirttiğimiz üzere, Rasûl-i Ekrem Efendimizin (s.a.v.) devrinde Amr b. Selime'nin (r.a.) henüz yedi yaşlarında iken kavmine imamlık yaptığına dair rivayeti [Buhârî, Meğâzî, 53; Ebû Dâvûd, Salât, 60] delil alırlar

Go to top