Selamun Aleyküm hocam birşey sorucam Cennette sadece Arapçamı olucak diğer kullandığımız diller falan olmayacakmı ve orda Arapçayı nasıl anlıcaz bunun hakkında bilgi verebilirmisiniz

Soru: Kral88 tarafından yazıldı. Kategori: Soru - Cevap

*******

Ve aleyküm selam.

1. Evet, Cennet ehlinin konuştukları dil Arapça olacaktır. Zira Hesab’ın ve Cennet’te konuşulacak dilin Arapça olduğu Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) tarafından bildirilmiştir. Şu linkteki cevabî yazının 2. Maddesini lütfen dikkatlice okuyunuz.

http://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/2702-bebege-alinan-calgi-aletleri.html

2. Allahu Teâla’nın, her Müslümanın bilmesi gereken Zâtî ve Sübûtî sıfatları vardır. Tekrar hatırlatıyorum: Aklına her esen vesveseyi, vehmi, kuruntuyu sual diye soracağına, evleviyetle yazılanları bir oku, itikadî-amelî ve ahlâki bakımdan eksiklerini tamamla, bilmediklerini öğren, öğrendiklerini hazmet. Bu cümleden olarak aşağıdaki linkleri iyi bir gözden geçir.  

http://www.halisece.com/islami-makaleler/364-imanin-ilk-sarti-allaha-inanmak.html

http://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/1370-allah-teala-nin-sifatlari.html

http://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/621-allah-teala-nin-zati-sifatlari.html

http://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/620-allah-teala-nin-subuti-sifatlari.html

İşte öğrenilmesi icap eden Sübûtî sıfatlarından biri de “Kudret”tir. Yani “gücü yetmek”tir. Cenab-ı Hak sonsuz bir güç ve kudret sahi­bidir. Kur’an-ı Kerim’de müteaddit ayet-i kerimede beyan buyrulduğu üzere, “Allah her şey'e kadîrdir.” [Mâide suresi 40] Peki, her şeye kaadir olan Allahu Teâla, rahmetiyle Cennet’ine koyduğu sevgili kullarının biribirleriyle konuşup anlaşmalarına mı güç yetiremeyecek? Buna inanan mü’min Cennet’te konuşulacak lisanın anlaşılıp anlaşılamaması diye bir meseleyi kafasında problem eder mi? Bunu düşünür mü?

Bir şeyi yoktan var etmek, Cenab-ı Hak için sadece bir “Ol” emrinden ibaret değil mi? İlahî tabirle, “Kün fe-yekûn: Olmasını istediği şeye 'Ol' der ve o da hemen oluverir”. Bu kadar basit. Öyle değil mi? Herhalde zor olan, bunu akledememek, düşünememek olmalı?

Kaldı ki rûhun lisanı yoktur. Orada konuşulan dilin Arapça olması, ruhların anlamasına ve anlaşmalarına engel teşkil etmez. Nasıl ki elektrik hangi eşyaya girerse ona göre işlevini yapıyor-vazifesini görüyor; mesela buzdolabında soğuk, fırında sıcak, lambada ışık, bilgisayarda bilgi olabiliyorsa, ruh da aynen öyledir. Her hâl ü kârda / her ortamda vazifesini yapar. Keza hava zerreleri de bütün dünya dillerini bize olduğu gibi aktarabiliyor… Öyle değil mi? Hiçbir zaman, ‘Ben bu dili hiç duymadım!’ demiyor. Dil tattığı, kulak duyduğu, göz gördüğü her şeyi fark eder ve ilk defa olması onun işitmesine, tadını almasına ve görmesine mâni olmaz.

Ve yine bunlar gibi ölen bir insanı, nasıl anlaması gerekiyorsa o dille Allahu Teâla onu imtihan eder. İlk defa duyduğu bir şeyi anlamasına asla engel yoktur. Dünyada bile bunların örneğini gördüğümüze göre, ahirette bu iş en ileri derecede olabilir.

Hâsıl-ı kelâm netice-i meram

Cennet-i a‘lâda konuşulacak lisanın Arapça olması, ruhun / ruhların anlamasına, Cennet ehlinin anlaşmalarına mâni teşkil etmez. Kaldı ki Hz. Mevlâ neye kadir değildir ki, dilerse bir anda herkese bilmediği lisanı öğretiverir. O’nun için bir güçlük söz konusu değildir. Aynen Âdem aleyhisselâma eşyânın isimlerini öğrettiği gibi…

Bütün mesele imanla gidip oraya girebilmekte… Onu hallettikten sonra sen geri tarafını düşünme. Tercüman masrafın filan olmaz, çünkü buna gerek kalmaz, merak etme! 

Go to top