Ölüyü yıkama: Gasl, gasl-i meyyit

S.a. hocam. Gasl nedir, gasl-i meyyit ne demektir, ölü nasıl yıkanır, hükmü nedir etraflıca açıklayabilir misiniz? tşk ederim.

Soru: İsmi mahfuz bir okuyucu tarafından soruldu. Kategori: Soru – Cevap

*******

Ve aleyküm selam kardeşim.

Gasl; lûgaten yıkama, temizleme demektir. Gasl-i meyyit terkibi de, fıkıh ıstılâhında Müslüman ölüyü yıkama manasında kullanılan bir fıkıh tabiridir.

Ölüyü yıkamak dirilere farz-ı kifâyedir.

Yıkama işi nasıl yapılır?

Yıkamak için niyet edilir, Besmele çekilir, ölünün elbiseleri çıkarılır, avret yerleri örtülür ve yüksekçe bir yere / teneşire yatırılır.

Öncelikle ölüye namaz abdesti aldırılır, ancak ağzına ve burnuna su verilmez. Sadece dudaklarının içini ve dışlarını, burun deliklerini, göbek çukurunu parmakla veya parmağına sardığı bezle mümkün mertebe siler.

Ondan sonra ellerini, kollarını yıkar. Sahih olan görüşe göre başını da meshedip, ayaklarını geciktirmeksizin hemen yıkar. Böylece ölüye abdest verilmiş olur.

Namazın ne olduğunu anlamayacak yaşta ölen çocuğa abdest verilmesine gerek yoktur.

Cenazenin abdest işi tamamlanınca üzerine ılık su dökülür. Yıkama bitinceye kadar da Gufrâneke yâ rahmân (Ey Rahman olan Rabbim, senin mağfiretini dilerim) demelidir.

Abdestten sonra evvela başı ve (varsa) sakalı yıkanır. Yıkamaya sağdan başlanır. Sol tarafına çevrilip yıkandıktan sonra sağ tarafına çevrilip sol tarafı yıkanır. Sonra oturtulur ve karnı ovulur, ön veya arkasından bir şey çıkarsa yıkanır, bu takdirde tekrar abdest aldırılmaz. Her uzvu üç kere yıkamak sünnettir. Yıkama işlemi bitince ölü havlu ile kurulanır, baş ve sakalına güzel kokular sürülür.

Yıkama işlemi sırasında güzel koku kullanılır. Teneşir tahtası buhurlanır ve tütsülenir. Bu, ölüye ta`zim içindir. Ölü yıkayıcının elini bir bezle örtmesi müstehabdır. Kaynatılmış suyla birlikte sidr veya çöven kullanılması, baş ve sakalın hatmi veya sabunla yıkanması gerekir. Meyyitin tırnağı kesilmez ve saçı taranmaz. Gassâl (gâsil; yıkayıcı) veya gâsile, meyyitle kapalı yerde kalır. [el-Fetâvâ’l-Hindiyye, Hey’et, I, 158 vd.; İbnü’l-Hümâm, Fethu`l-Kadîr, I, 449]

Savaş alanında şehid olmamış her ölünün yıkanması farzdır. Vücudunun bir parçası bulunan ölü, İmam Şâfiî, Ahmed b. Hanbel, İbn Hazm`a (rahımehumullah) göre yıkanır, kefenlenir, cenaze namazı kılınır; İmam Ebû Hanife ve İmam Mâlik’e (rahımetullahi aleyhim) göre ise vücudun yarıdan çoğu bulunursa yıkanır.

Şehidler yıkanmaz, kanlarıyla gömülürler. Ancak, savaşta şehid düşenler dışındaki tâundan ölen, boğularak, zatürre, karın hastalığı, yanarak, göçükte, doğumda, malı uğruna, canı uğruna, ailesi uğruna öldürülen şehidler yıkanırlar. Çünkü sûikastla şehid düşen Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin (r.anhum) cenazeleri yıkanmıştır.

Gassâlin (yıkayıcının) emin, sâlih, güvenilir olması gerekir. Yıkama esnasında ölü ile yıkayıcıdan başkasının bulunmaması mendupdur. Hanefî mezhebine göre erkek, ölen hanımını yıkayamaz. Bununla birlikte Hz. Ali’nin (r.a.), zevcesi Hz. Fâtıma’yı (r.anha) yıkadığı da rivayet edilir. Ölü kadının saçları örgülüyse çözmek menduptur; yıkandıktan sonra tekrar örülür, arkaya salınır. Kadının kocasını yıkaması caizdir. Hz. Ebû Bekir’i (r.a.) hanımı yıkamıştır.

Ölünün saçları ve tırnakları kesilmez. Sünnet olmamışsa, sünnet edilmez.

Esas olarak erkek erkeği, kadın kadını yıkar.

Ölünün yıkandıktan sonra secde yerlerine kâfur sürülür. Çünkü bu an meleklerin hazır olduğu andır ve kâfur kullanmaktan maksat ölüyü soğutmak, ölünün bedenini dinç tutmak, bozulmadan ve böceklerden korumaktır. [Seyyid Sâbık, Fıkhu`s-Sünne, I, 365]

Su bulunmazsa ölüye teyemmüm yaptırılır. Teyemmüm, bir erkeğin kadınlar içinde veya bir kadının erkekler içinde öldüğü durumlarda da yapılır.

İcmâa göre kadınlar, çocukları yıkayabilirler.

Yine sünnete göre, ölünün tütsülenmesi ve yıkanma sayısı tek olmalıdır; bir, üç, beş, yedi gibi.

Bir yerde tek yıkayıcı varsa onun ücret istemesi caiz olmaz. [Mehmet Zihni, Nimet-i İslâm, s. 422]

Ölünün techiz ve defni sür’atle yapılmalıdır. Bir meyyitin yıkanmasının bazı şartları vardır: Müslümanlık, bebeklerde düşük olmamak, vücudundan bir parçanın olması ve Allah yolunda öldürülen şehidlerden olmaması. Bir Müslüman, kâfir bir ölüyü yıkamaz, ancak onu gömebilir.

***

Mevzu ile ilgili müteferrik bazı meseleler

Ölüm esnasında ne yapılır?

Ölmek üzere olan bir insan yalnız ve kendi hâline bırakılmaz. Başında beklenir ve Kur'ân-ı Kerîm tilâvet edilir. "Yâsîn" ve "Ra'd" sûrelerinin okunması tavsiye edilmiştir. 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Her kimin son sözü ‘Lâ ilâhe illallâh’ olursa, o cennete girer" buyurmuştur. [Ebû Dâvud, Sünen, Cenâiz, 20; Hâkim, el-Müstedrek, I, 351] Yine başka bir hadis-i şerifte, "Ölmek üzere olanlarınıza ‘Lâ ilâhe illallâh’ demeyi telkin ediniz." buyurulmuştur. [Müslim, Cenâiz, 1; bkz: Ebû Dâvud, Cenâiz, 16; Tirmîzî, Cenâiz, 7] Bu sebeple ölmekte olan bir kimseye "Kelime-i Şehâdet" söylemesi telkin edilir. Yanında kelime-i şehâdet söylenerek teşvik edilir, fakat zorlanmaz. Güzel sözler söylenir, ölümün sıkıntılarına karşı sabır tavsiye edilir. 

Öldükten sonra yapılması gerekenler

Ölen insan, sırtüstü ve düzgün bir şekilde yatırılır. Boynu, elleri, ayakları düzeltilir, gözleri kapatılır. Çene altından başa doğru biz bezle bağlanıp çenesi kapatılır. Kolları iki yana uzatılır. Hemen yıkanmayacaksa elbisesi soyulur, yatağından alınır, sert ve serin bir yere konulur, bir örtü ile örtülür. Ölünün bulunduğu yere güzel koku saçılır.
Ölen bir müslümanı yıkamak, kefenlemek ve cenâze namazını kılıp bir mezara gömmek, o şahsın ölümünden haberi olan Müslümanlara "farz-ı kifâye"dir.

Ölülerin ardından hayırlarını ve güzel hâllerini anlatmak tavsiye edilmiştir. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), "Ölülerinizi güzel hâlleriyle hatırlayınız, kötülüklerinden söz etmekten çekininiz." buyurmuştur. [Sahih-i Buharî Tecrîd-i Sarih, c: 4, Hadis no: 685] 

Ölüyü kefenleme işi

Ölen erkek veya kadın her müslümanın cenâzesini bütün bedenini örtecek şekilde temiz bir bez ile kefenlemek farzdır.

Erkekler üç parça kefen bezi ile kefenlenir. Kadınlarda buna bir başörtüsü ile göğüs örtüsü eklenir.

Kefenin birinci parçası gömlek gibi olur. Ölünün boyun kısmından ayaklarına kadar uzanır. Bu parçanın yakası olmaz, etrafı oyulmaz.

İkinci parça, eteklik gibidir. Ancak ölünün bedenini baştan ayağa saracak biçimde ve uzunca kesilir.

Üçüncü parça, ölünün bedeninden daha uzunca ve bütün bedeni içine alacak biçimde olur. Ölünün bedeni birinci ve ikinci parçalarla örtüldükten sonra üçüncü parça ile sarılır, baş ve ayağından düğümlenir.

Kefenin beyaz patiskadan olması iyi olur, başka cins ve renkten kefenler de olabilir.
Kadınların saçları ikiye ayrılarak ikinci parça kefen üzerinden göğsünün üzerine uzatılır. Bunun da üzerine yüzünü ve saçlarını örtecek şekilde başörtüsü konulur. Üçüncü parça kefenle bütün beden kapatılır.

Kefen parası ölenin kalan parasından / terekesinden karşılanır. Geriye mal bırakmayanların kefen giderleri, bakmakla yükümlü olduğu kimselerce karşılanır. Bu da mümkün olmazsa, diğer Müslüman kardeşlerince karşılanması gerekir. Kadınların kefen paralarını kocaları öder.

Mevzu ile ilgili daha geniş bilgi için lütfen aşağıdaki linklere de bkz.

https://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/4603-cenazeye-gusul-abdesti-aldirmanin-hukmu-farz-i-kifayedir.html

https://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/4710-olu-dogan-cocuga-isim-verilir-mi-namazi-kilinir-mi.html

https://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/3544-anne-karninda-olen-bebegin-cenaze-namazi-kilinir-mi.html 

https://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/3223-oluye-cenaze-namazi-kilinabilmesi-icin-gerekli-sartlar.html

Go to top